Eczacı Mustafa Vakkas Atalay'ın ikinci eseri

İlçemiz yazarlarından Mustafa Vakkas Atalay ikinci eserini Ahenk Yayınları bünyesinde çıkardı. Kitaphaber sitesinde kitap değerlendirme yazılarına devam eden, bazı ulusal dergilerde yazılar yazan Atalay,

Eczacı Mustafa Vakkas Atalay'ın ikinci eseri

İlçemiz yazarlarından Mustafa Vakkas Atalay ikinci eserini Ahenk Yayınları bünyesinde çıkardı. Kitaphaber sitesinde kitap değerlendirme yazılarına devam eden, bazı ulusal dergilerde yazılar yazan Atalay, geçen sene çıkan "Sağlık ve Edebiyatın Edebi İzleri" eserinin ardından bu sene de "Hangi Merhemi Çalayım Bu Ağrıya" isimli eserini okurlarla buluşturdu.

‎Ağrıların dilini toplumun diliyle buluşturan bir eser kaleme alan Atalay; sağlık ile toplumun kesiştiği noktaları fizyolojik, sosyolojik ve psikolojik pencereden izlemeyi mümkün kılıyor. 

‎Esere kitapyurdu ve D&R gibi seçkin kitap sitelerinden ulaşabilmek mümkün.

‎Sipariş İçin: 

‎https://www.kitapyurdu.com/kitap/hangi-merhemi-calayim-bu-agriya/747225.html

‎Arka Kapak Yazısında eser hakkında şu bilgiler bulunmaktadır:

‎Ağrıların dili olsa bize ne anlatırdı?

‎Toplumsal dengenin bozulması da bir ağrı çeşidi midir? 

‎Hangi sendromun sancısından sosyolojik gerçekler yankılanır? 

‎​“Tıbbın ‘nadir’ dediği, zamanla sokağın ‘sıradan’ bir gerçeği haline dönüşmektedir.” 

‎​Bu eser, modern hayatın sancılarını alışılagelmişin dışındaki bir aynadan yansıtıyor: Nadir görülen ağrı sendromları. Yazar; Huzursuz Bacak, Allodini, Hiperaljezi, Fibromiyalji ve Dizestezi gibi klinik terimlerin soğuk laboratuvar duvarlarını yıkarak, bu sendromların toplumsal dokudaki sıcak ve şaşırtıcı karşılıklarını inceliyor. 

‎​Bu kitap; bedenin en uç noktalarında hissedilen bir sızının, aslında kalabalıkların içinde paylaşılan kolektif bir sancı olduğunu savunuyor . Bunu hatırlatan şeylere odaklanırken tecrübe en büyük sığınağı oluyor. “Bakmak” değil “görmek” gerekir diye sesleniyor.

‎​Edebi bir dille kaleme alınan bu denemeler, bedeni, üzerine toplumun dertlerinin kazındığı bir "sosyolojik parşömen" olarak ele alıyor. Yazar, tıbbi bir teşhisin aslında bir toplumsal tanım olduğunu gösterirken bizi kendimizle yüzleşmeye de davet ediyor: 

‎​Belki de o tarif edilemez rahatsızlık hissiyatı, bedensel bir maraz değil; modern hayatın ruhunuzdaki karşılığıdır. 

‎​Acının lisanını çözmek, aynı zamanda insan ve toplumun gizemini de çözmek demektir. Bu kitap, sızının sosyolojik haritasında yürümek isteyenler için bir pusula niteliğindedir.